Merhabalar,
Cahil Okur beni mimlemiş, mimin konusu da başlıktan da anlaşılacağı üzere bizzat biziz. Öncelikle bu kadar geç yanıtladığım için kendisinden özür diliyorum :) Nelerden bahsedebileceğimi çok bilmiyorum çünkü kendimi anlatmayı çok sevmem ama elimden geldiğince uzun yazmaya çalışacağım.
Doğum yılıı paylaşmak istemiyorum çünkü çoğunuzdan çok çok küçüğüm ve aslında neredeyse hepinize abla/abi diye hitap etmem gerekiyor :) İflah olmaz bir Başak burcuyum. İstanbul'da doğdum, İstanbul'da büyüyorum. Her şeyine rağmen şehrimi de seviyorum, artık kötü özelliklerine alışkın olduğumdan göz yumabiliyorum tabii. Okumayı öğrenmeden önceki yaşlarımda babaannem ve annem okuma alışkanlığı kazanmam için sürekli kitap ve dergi okurmuş, ben de onları kendi kendime ezberlermişim. Kuvvetli bir ezber yeteneğine ve hafızaya sahip olduğumu söyleyebilirim buradan. İlkokulda okumayı da rahat öğrenmişim. İlkokul ve ortaokulda çoğunluk gibi başarılı bir eğitim hayatım oldu ve bunun yanı sıra yüzme, basketbol ve tenis kurslarına gittim. Ne olduysa lisede oldu :) Başarılı olarak görülen bir liseyi kazandım ancak ben pek de başarı gösteremedim. Bakalım, üniversitede neler olur göreceğiz.
Çocukluğumdan beri hiçbir zaman girişken bir insan olmadım, utangaç ve içine dönük oldum. Ama kendimi yakın gördüğüm insanların yanında gayet rahat olabilirim, hatta asla susmam. Sadece o rahatlığımı oluşturabilecek kişi karşı taraf olmak zorunda, o kadar. Bu yanım insanlara utangaçlıktan çok soğuk olduğum izlenimini veriyor her nasılsa. Mesafeli biri olduğum doğru ancak aslında o kadar da soğuk biri değilim.
Blogumda başka bir yazımda bahsettiğim üzere, ayrıntılara ve olasılıklara takıntılı biriyim. Hayatımda her şeyin dört dörtlük olması gibi her an üzerinde uğraş verdiğim arzularım var. Ayrıntılara ve olasılıklara olan takıntım da buradan geliyor. Hatta bazen paranoyak olduğumu düşünüyorum çünkü sürekli olarak olabilecek şeyleri ve bunun karşısında yapılabilecek şeyleri düşünüyorum.
Gerçekten karmaşık bir kişiliğim var ve bunun gayet farkındayım. Arzuladığım, hayaliyle yaşadığım şeylerden iki saniyede soğuyabilirim, nefret ettiğim şeyleri bir anda çok sevebilirim, gayet neşeliyken bir anda dehşet saçabilirim ve bir insanı tek seferde hayatımdan çıkarabilirim. Böyle tavırlarım neden ve nasıl oluştu bilmiyorum ama değiştirebildiğim şeyler değil. O yüzden artık yapmaktan hoşlandığım aktivitelere geçeyim. :)
Dizi ve film izlemeyi çok seviyorum, günüm bir şeyler izlemeden geçmiyor. En sevdiğim diziler Friends, House of Cards, Game of Thrones şu an için.
Yeni müzikler keşfetmeye bayılıyorum, bazen bildiklerimi dinlemektense yenilerini bulmak daha çok hoşuma gidiyor. Ruh hâlime ve o sıralarda çıkan albümlere göre en sevdiğim müzisyenler de hep değişiyor. Ama genelde listemde kendilerine hep yer bulan Franz Ferdinand, Sons of an Illustrious Father, The Beatles ve Patti Smith'i -kendisinin konserine ben de gittim!:))- favorilerim olarak sayabilirim.
Kitap ve dergi okumayı da çok seviyorum elbette! Ancak en sevdiğim kitap sorulunca adeta panik atak geçirdiğim için bu konuda yorum yapmayacağım :) Bir de bu aralar çizgi roman okumaktan çok keyif alıyorum, bu yıl başlayan süper kahramanları tanıma evremi bir üst boyuta çıkardığımı söyleyebilirim. DC ve Marvel'ın her ikisini de seviyor olsam da, birini seçecek olursam DC olur.
Doğayla iç içe olmayı da çok severim, keşke bunu daha çok yapabilsem. Ama İstanbul'da doğa olarak sayılacak sınırlı yerlere gittiğinizde bile ne yazık ki tam anlamıyla keyif alamıyorsunuz. Bunların yanı sıra alışveriş yapmayı, hayal kurmayı ve biletlerimi saklamayı seviyorum :) Nasıl alışkanlık edinmişsem artık, kahve içmezsem günümü devam ettiremiyorum. İlla bir yerlerde kahve olsun istiyorum, bu yazıyı da kahve içerek hazırladım. Günde kaç kupa içiyorum hiçbir fikrim yok. Bir de gece insanıyım, uyku düzenim neredeyse yok diyebilirim.
Beklediğimden daha uzun bir yazı oldu, umarım bir nebze de olsa beni tanımaktan keyif almışsınızdır. Herkes kendinden bahsetmekten hoşlanmayacağı için isteyen ve mimlenmemiş herkesi mimliyorum sayın.
Cahil Okur beni mimlemiş, mimin konusu da başlıktan da anlaşılacağı üzere bizzat biziz. Öncelikle bu kadar geç yanıtladığım için kendisinden özür diliyorum :) Nelerden bahsedebileceğimi çok bilmiyorum çünkü kendimi anlatmayı çok sevmem ama elimden geldiğince uzun yazmaya çalışacağım.
Doğum yılıı paylaşmak istemiyorum çünkü çoğunuzdan çok çok küçüğüm ve aslında neredeyse hepinize abla/abi diye hitap etmem gerekiyor :) İflah olmaz bir Başak burcuyum. İstanbul'da doğdum, İstanbul'da büyüyorum. Her şeyine rağmen şehrimi de seviyorum, artık kötü özelliklerine alışkın olduğumdan göz yumabiliyorum tabii. Okumayı öğrenmeden önceki yaşlarımda babaannem ve annem okuma alışkanlığı kazanmam için sürekli kitap ve dergi okurmuş, ben de onları kendi kendime ezberlermişim. Kuvvetli bir ezber yeteneğine ve hafızaya sahip olduğumu söyleyebilirim buradan. İlkokulda okumayı da rahat öğrenmişim. İlkokul ve ortaokulda çoğunluk gibi başarılı bir eğitim hayatım oldu ve bunun yanı sıra yüzme, basketbol ve tenis kurslarına gittim. Ne olduysa lisede oldu :) Başarılı olarak görülen bir liseyi kazandım ancak ben pek de başarı gösteremedim. Bakalım, üniversitede neler olur göreceğiz.
Çocukluğumdan beri hiçbir zaman girişken bir insan olmadım, utangaç ve içine dönük oldum. Ama kendimi yakın gördüğüm insanların yanında gayet rahat olabilirim, hatta asla susmam. Sadece o rahatlığımı oluşturabilecek kişi karşı taraf olmak zorunda, o kadar. Bu yanım insanlara utangaçlıktan çok soğuk olduğum izlenimini veriyor her nasılsa. Mesafeli biri olduğum doğru ancak aslında o kadar da soğuk biri değilim.
Blogumda başka bir yazımda bahsettiğim üzere, ayrıntılara ve olasılıklara takıntılı biriyim. Hayatımda her şeyin dört dörtlük olması gibi her an üzerinde uğraş verdiğim arzularım var. Ayrıntılara ve olasılıklara olan takıntım da buradan geliyor. Hatta bazen paranoyak olduğumu düşünüyorum çünkü sürekli olarak olabilecek şeyleri ve bunun karşısında yapılabilecek şeyleri düşünüyorum.
Gerçekten karmaşık bir kişiliğim var ve bunun gayet farkındayım. Arzuladığım, hayaliyle yaşadığım şeylerden iki saniyede soğuyabilirim, nefret ettiğim şeyleri bir anda çok sevebilirim, gayet neşeliyken bir anda dehşet saçabilirim ve bir insanı tek seferde hayatımdan çıkarabilirim. Böyle tavırlarım neden ve nasıl oluştu bilmiyorum ama değiştirebildiğim şeyler değil. O yüzden artık yapmaktan hoşlandığım aktivitelere geçeyim. :)
Dizi ve film izlemeyi çok seviyorum, günüm bir şeyler izlemeden geçmiyor. En sevdiğim diziler Friends, House of Cards, Game of Thrones şu an için.
![]() |
| Franz Ferdinand |
Kitap ve dergi okumayı da çok seviyorum elbette! Ancak en sevdiğim kitap sorulunca adeta panik atak geçirdiğim için bu konuda yorum yapmayacağım :) Bir de bu aralar çizgi roman okumaktan çok keyif alıyorum, bu yıl başlayan süper kahramanları tanıma evremi bir üst boyuta çıkardığımı söyleyebilirim. DC ve Marvel'ın her ikisini de seviyor olsam da, birini seçecek olursam DC olur.
Doğayla iç içe olmayı da çok severim, keşke bunu daha çok yapabilsem. Ama İstanbul'da doğa olarak sayılacak sınırlı yerlere gittiğinizde bile ne yazık ki tam anlamıyla keyif alamıyorsunuz. Bunların yanı sıra alışveriş yapmayı, hayal kurmayı ve biletlerimi saklamayı seviyorum :) Nasıl alışkanlık edinmişsem artık, kahve içmezsem günümü devam ettiremiyorum. İlla bir yerlerde kahve olsun istiyorum, bu yazıyı da kahve içerek hazırladım. Günde kaç kupa içiyorum hiçbir fikrim yok. Bir de gece insanıyım, uyku düzenim neredeyse yok diyebilirim.
Beklediğimden daha uzun bir yazı oldu, umarım bir nebze de olsa beni tanımaktan keyif almışsınızdır. Herkes kendinden bahsetmekten hoşlanmayacağı için isteyen ve mimlenmemiş herkesi mimliyorum sayın.




