Aylar, hatta aylaaar öncesinde, çok değerli Şule ablaya o dönem yaptığım bir kitap alışverişini burada paylaşacağıma dair söz vermiştim. O yazıyı hazırlamak konusunda uygun şartları bir türlü yakalayamadım, sonra da burada paylaşmaya değecek kadar çok ürünün olduğu bir kitap alışverişi yapamadım. Son birkaç haftada biraz sahaf, biraz pazar diye gezerken aldıklarımın fazlasıyla geç kalınmış bu sözü yerine getirmeme vesile olabileceği aklıma geldi ve hemen bilgisayarın karşısına geçtim.
Alışverişimde ilk durağım iki pazarımı ayırdığım ve daha nice erken uyanılmış pazar sabahımı içinde geçirmek istediğim Feriköy Antika Pazarı idi. Eskiyi, nostaljiyi bu kadar seven biri olarak sahaflara, antika pazarlarına yıllarca burun kıvırmamın mantığını kendi içimde şimdi bile oturtamıyorum ama, iyi ki bu gereksiz huyumun üstesinden gelmişim. Bu pazar beni öyle bir büyüledi ki bir gün burada stant açtığımı, hepinizi beklediğimi duyurursam şaşırmayın. Eşe dosta gönderilen, arkalarında birbirinden nahif notların bulunduğu 70'lerden kalma fotoğraflardan benim bütçemi fazlasıyla aşan porselen takımlarına her türlü eski bu pazarda satılıyor. Ayrıca satıcıların ürünlerine verdikleri değer de belli, sohbetlerine doyum olmuyor. Farklı yaş aralıklarına ve bütçelere hitap edebilecek genişlikte bir satış yelpazeleri var ancak fiyatlar biraz şansınıza kalıyor. Hiç akla gelmeyecek değişik ve güzel ürünleri 15-20 TL'den kapmak da mümkün, “İncik cincik zaten, kalan bozukluklarla alırım.” diye sorulan ürünün fiyatını duyunca pazarın diğer bir köşesine kaçmak da.






.jpg)










