vulnicure

16 Şubat 2022 Çarşamba

Oscar 2022 Filmleri Maratonu #1

Çarşamba, Şubat 16, 2022 6
Oscar 2022 Filmleri Maratonu #1

Oscar sezonu açıldı. Aday filmleri her yıl tamamen izlemesem de takip etmeyi seviyorum bu dönemi. Beklenmeyen ödüllendirmeler, hakkı yenenler, yaşanan aksaklıklar... Hiçbir filmi izlemediğimde bile bir şekilde içine çekiyor bu tören beni. 

 Sektörde 2020'nin yaşattığı duraklama sonrası 2021 dolu dolu geçen bir yıl oldu, sinemalar ve elbette streaming servisleri canlandı. Ben de pek çok kişi gibi 27 Mart'a kadar bu keyifli sezonun aday filmlerinden izleyebildiğimi izleme kararı aldım. Geçenlerde sevgili Şule Uzundere'nin blogunda, Oytun'la Hayat blogunun düzenlendiği "2022 Oscar Filmlerini İzlemeye Var Mısınız?" etkinliğini görünce zaten ben de izleyeceğim için hemen katılmak istedim. 

Ben asıl olarak ana kategorileri izlemeyi planlıyorum ancak zaten o kategorilerde aday olan filmler teknik kategorilerin de çoğunluğunu kapsıyor. Şu zamana kadar izlediğim filmlerin altını çizdim, geri kalanlarını yavaş yavaş izleyip blogumda paylaşmaya çalışacağım. Hepsini tek tek yorumlayabileceğimi zannetmiyorum ancak görüşlerimi toplu yazılarda kısaca belirmeyi planlıyorum.

14 Şubat 2022 Pazartesi

Blogger Mimi

Pazartesi, Şubat 14, 2022 13
Blogger Mimi


 Blog dünyasına tekrar ısınmaya çalışırken gelen yorumlar sayesinde buradaki eski dostlarıma kendimi hatırlatmadığımı, yenilerine de tanıtmadığımı fark ettim. Aklıma ilk gelen şey bir mim/challenge etkinliği bulmak oldu çünkü benim için diğer blog yazarlarını tanıma konusunda en etkili yöntemlerden biri hep bunlar olmuştu.

 Aslında bu mimlerin usulü başkalarının sizi davet etmesidir ancak şimdilik benim için bu durum pek söz konusu değildi, ben de internette biraz dolandım ve karşıma sevgili İnciden Notlar'ın 2019'dan kalma bu mimi çıktı. Bunca zaman sonra kendi kendime atlayarak yanıtlamamın bir sorun yaratmayacağını umarak bu keyifli soruları yanıtlamak istedim.

6 Şubat 2022 Pazar

Le Ballon Rouge (1956)

Pazar, Şubat 06, 2022 13
Le Ballon Rouge (1956)



Yönetmen: Albert Lamorisse
Senaryo: Albert Lamorisse
Oyuncular: Pascal Lamorisse, Georges Sellier, Vladimir Popov, Sabine Lamorisse
Süresi: 34 dakika
Ülke: Fransa

Geçenlerde bir kısa film listesinde karşıma çıktı Le Ballon Rouge. Aslında çok bilinen ve sevilen bir filmmiş ancak benim varlığından yeni haberim oldu. Yine de demek ki bu filmle tanışmak bugüne nasipmiş diyorum kendi kendime çünkü belki 3-4 sene önce izlesem bende aynı etkiyi göstermeyebilirdi. Böyle tesadüfen karşıma çıkan ve bende iz bırakan eserleri çok seviyorum, pek kaderci olmasam da sanki karşıma çıkması gereken bir şey karşıma çıkmış gibi hissediyorum. 34 dakikaya tüm sıcaklığın sığdırıldığı bu filmi izlerken de aynısını hissettim.

Film Pascal adlı küçük bir çocuğun kırmızı bir balon bulmasıyla başlıyor. Bu balon sıradan bir balon değil, bilinci var ve bu sebeple Pascal'ın onu ipinden tutmasına gerek kalmadan Paris sokaklarında onu kendi isteğiyle takip ediyor. Bu süreçte okul, kilise ve otobüs gibi kırmızı balonun kabul görmediği yerler ve onu kabul etmeyen kişiler karşımıza çıkıyor. Paris sokaklarının çizdiği gri ve soğuk portreye rağmen kırmızının tüm canlılığıyla parlıyor balon ve Pascal'ın peşini hiç bırakmıyor. Pascal da arkadaşı balonun onu hiç bırakmayacağını biliyor ve buna güveniyor.

2 Şubat 2022 Çarşamba

Ocak'22

Çarşamba, Şubat 02, 2022 2
Ocak'22
HBO

 Eskiden burada her ay sonunda o ayın değerlendirmesini yapmayı çok severdim, yeni bir aya -ve hatta yıla!- başladığımızı fark edince tekrar neden olmasın diye düşündüm. Hem izlediğim filmleri kaydettiğim uygulama kullanıcılara haber vermeden database'inden film silebiliyormuş, burada daha doğru haliyle kendim kayıt tutabilirim. :)

 Bu ay Euphoria ile başladı Euphoria ile bitti desem yalan olmaz, o yüzden başlangıcı da onunla ve dizilerle yapmak istiyorum. Ayın ilk günlerinde dizinin geçen yıl yayınlanan iki özel bölümünü izledim. Pandemi kısıtlamalarının en yoğun olduğu dönemlerde çekilmeleri sebebiyle iki bölüm de diyalog odaklı gidiyor ki bu tür film-diziler benim her zaman zaafım olmuştur. Her iki bölümde de karakterlerin yaşadıkları üzerinden hayat görüşlerine ve hislerine dair durdurup durdurup ekran görüntüsü aldıracak seviyede kaliteli diyaloglar vardı. Oyuncu sayısının az oluşu da konuları dağıtmadan akıcı bir seyir keyfi verdi bana, sanki karakterlerin yanına bir sandalye de ben çekip muhabbetlerine katılmış gibi hissettim. Özellikle Jules karakterine odaklanılan bölüm beni kendine hayran bıraktı, bunda karaktere hayat veren Hunter Schafer'ın senaryo yazımına katılmasının katkı payı çok büyük. Bu iki bölümden sonra ay boyunca dizinin 2. sezonu yayınlandı ve yayınlandığından beri pazartesi-salı günleri tüm interneti ele geçirmeyi başardı. Aynı şekilde Attack on Titan'ın 4. sezonunun 2. partı kısmı da aynı şekilde bu ay yayınlanmaya başladı, onu da güncel şekilde takip ettim. Bu ikisini sezon finalleri sonrası blogda konuşurum diye düşünüyorum, ikisi de kendine ait yazıları hak ediyor gibi :)

19 Ocak 2022 Çarşamba

200122

Çarşamba, Ocak 19, 2022
200122


 En son eve kapandığımız 2020 Mart döneminde uğramışım buraya. O zamandan beri çok şey değişti hayatımda. Tüm değişimlere rağmen burası hep bir köşede aklımdaydı ama bir türlü dönmek için gerekli motivasyonu bulamıyordum. Ancak bir gün çok değerli bir arkadaşım bana kendi dünyasını açtı, sonra da benimkini dinlemek istedi. Birinin merakından veya dalga geçme isteğinden değil, sadece ilgisinden benim düşüncelerimi, hislerimi bilmek istemesi beni önce şaşırttı, sonra da çok mutlu etti. Uzun zaman sonra içimden defterlere, Twitter'a yazılan kısa notlar ve karalamalar dışında düzenli şekilde bir şeyler yazma isteği uyandı. Çocukluğumdan beri bloglarla uğraşıyorum, bu hobi hayatımı nasıl idame ettireceğime bile ilham verecek kadar büyük bir yer edindi hayatımda. Ama burada bahsetmeye çok da gerek duymadığım birçok iç-dış sebep buradan uzaklaştırdı beni. Şimdi tekrar buradayım ve bunun tek sebebi bahsettiğim o arkadaşım. Ben de onun hayattaki 21. senesiyle aynı güne denk gelecek şekilde dönmek istedim buraya. 

 Doğum günleri gibi tarihler onun için büyük anlam arz etmese de, bugün özel bir gün sayılmalı bence. İyi ki doğdun, iyi ki varsın. Hayatıma dokunduğun için teşekkür ederim, dilerim ben de biraz da olsa aynı etkiyi verebilmişimdir. :)

23 Mart 2020 Pazartesi

Corona Günceleri #2

Pazartesi, Mart 23, 2020 2
Corona Günceleri #2

 Selamlar, nasılsınız? Herkes iyi mi? Dün buraya uğrayamadım çünkü morallerimizi epey bozan bir durum oldu. 10 yaşındaki erkek kardeşimin ateşi gün içerisinde 36-38.8 arasında sürekli gidip geldi, öksürük sorunu pek yoktu. Kardeşim çabuk hastalanan bir çocuktur, her ay evde onun ateşlenme rutini yaşanır. Ancak böyle bir zamanda yüksek ateş deyince insanın aklına ilk olarak neyin geldiğini söylememe gerek bile yok. Babam hemen kardeşimi büyük bir hastaneye götürmek istedi ancak maskelerini takıp eve yürüme mesafesinde yer alan bir kliniğe gittiler. Sonuç olarak boğazında iltihap varmış, orada ölçüldüğünde de ateşi 37 çıkınca ilaç verip eve göndermişler. Kardeşim gün içerisinde iyiydi ancak akşam yatmadan önce ateşi yine 38 üstüne çıktı. Gece saat başı kalkıp ateşini kontrol ettik, ilaçlarını verdik. Çok korktuk, hala içten içe panik içerisindeyiz. 15 dakikada bir yanına gidip nasıl diye bakıyorum. Şükür bugün uyandığından beri ateşi normal, kendisini iyi hissediyor. Hatta okulların online eğitimi için derslerine başlayabildi, oyunlarını oynamayı da ihmal etmedi. O yüzden bugün biz de daha iyiyiz. Durumun böyle kalması için sürekli dua ediyorum, paniğiyle bile insanı bu kadar yerle bir eden şeyler çok azdır herhalde.

 Bu sinir bozucu durumdan biraz uzaklaşmak niyetiyle buraya attım kendimi. İlk günkü yazımda izlemeyi planladıklarımdan bahsederken çok büyük bir yeri atladığımı fark ettim: diziler. 1 ayı geçen evde kalma sürecimde yabancı dizi izleyemez oldum. Salona yerleştim, önceden kumandasına elimi sürmediğim televizyonun esiri oldum. Türk televizyonlarının 7 gün yayın akışına Müge Anlı'sından Milyoner'ine hakim hale geldim. Şimdi de yavaş yavaş kopmaya çalışıyorum. 



 Bugünü tek şarkıyla kapatıyorum. Bu şarkıyı 2020'ye gireceğimiz gece benim için çok önemli bir arkadaşım, benim için çok önemli bir diğer arkadaşımın daha olduğu Whatsapp grubumuza atmıştı. 2019'u bu şarkıyla kapatmıştım, 2020'yi de çok büyük umutlar ve endişelerle bu şarkıyla açmıştım. Üniversite sınavı stresinin yerini daha kısa süreli vizeler ve finaller streslerinin alacağı, kendime vakit ayırabileceğim, sevdiğim insanlarla sık sık bir araya geleceğim, istediğim şeyleri yapabileceğim bir yıl olacağına inanarak girmiştim 2020'ye. Aslında hepsi de bir yere kadar oldu. Yeni isteklerim de vardı tabii, çok sevdiğim bir arkadaşımla İstanbul'u baştan sona gezecektik. Zorlu PSM'de gitmek istediğim 4 konser vardı. Gittiğim bir dil kursu, okulda katılacağım etkinlikler ve festivaller vardı. Erasmus'a başvurmayı da planlıyordum ancak salgın hafiften yayılınca vazgeçmiştim zaten. Gelecek kaygısıyla dolu 20lerimin başı olabilecek en olağanüstü durumlardan biriyle geçiyor. Böyle olunca insanın derdi tasası da baştan sona değişiyor işte, "Ay bu 1917 neden vizyona girmiyor?"dan "Ya sevdiklerime bir şey olursa.."ya. Kendinize çok iyi bakın.

"Stuck in them 20 somethings, stuck in them 20 somethings
Good luck on them 20 somethings, good luck on them 20 somethings
But God bless these 20 somethings
(God bless, oh God bless, oh God bless, oh God bless, oh)
Hopin' my 20 somethings won't end
Hopin' to keep the rest of my friends
Prayin' the 20 somethings don't kill me, kill me"

22 Mart 2020 Pazar

2020 Anime Film Meydan Okuması

Pazar, Mart 22, 2020 3
2020 Anime Film Meydan Okuması

 Merhabalar,
Dün bu yazıda kendi kendime bir anime film listesi oluşturduğumdan bahsetmiştim. Bu listeyi aslında 2019'un başlarında yapmıştım, yaptığım zaman içinde yer alan 15 kadar filmi önceden izlemiştim. Gelgelelim 2019 benim üniversite sınavı yılımdı ve oldukça yoğun, bir o kadar da hobilerimden uzak geçmişti. Masada geçen 2 yıl sonrası hobilerime dönebilmek de çok zamanımı aldığından bu listeyi hazırlandığı yılda tamamlama şansım olmadı, ben de bu yıla erteledim. Evren de bu hevesimin sinyallerini almış olsa gerek, Netflix listede yer alan Ghibli filmlerini yavaş yavaş yayınlamaya başladı. İçinde bulunduğumuz bu zor ve belirsiz dönemin, listeyi hızlandırmam için en iyi zaman olduğunu düşündüm.
  1. Lupin the Third: The Castle of Cagliostro (1979)
  2. Nausicaä of the Valley of the Wind (1984)
  3. Angel's Egg (1985)
  4. Castle in the Sky (1986)
  5. Devilman - Volume 1: The Birth (1987)
  6. Akira (1988)
  7. Grave of the Fireflies (1988)
  8. My Neighbor Totoro (1988)
  9. Kiki's Delivery Service (1989)
  10. Only Yesterday (1991)
  11. Porco Rosso (1992)
  12. Pom Poko (1994)
  13. Ghost in the Shell (1995) 
  14. Whisper of the Heart (1995)
  15. Perfect Blue (1997)
  16. Princess Mononoke (1997)
  17. Jin-Roh: The Wolf Brigade (1999)
  18. Metropolis (2001)
  19. Millennium Actress (2001)
  20. Spirited Away (2001)
  21. Tokyo Godfathers (2003)
  22. Ghost in the Shell 2: Innoncence (2004)
  23. Howl's Moving Castle (2004)
  24. Paprika (2006)
  25. The Girl Who Leapt Through Time (2006)
  26. 5 Centimeters per Second (2007)
  27. Ghost in the Shell 2.0 (2008)
  28. Ponyo (2008)
  29. Redline (2009)
  30. The Secret World of Arrietty (2010)
  31. From Up on Poppy Hill (2011)
  32. Hotarubi no Mori e (2011)
  33. The Tale of the Princess Kaguya (2013)
  34. The Wind Rises (2013)
  35. When Marnie Was There (2014)
  36. A Silent Voice (2016)
  37. Your Name. (2016)
 Ben yukarıda paylaştığım 37 filmi seçtim ancak katılmak isteyenler kendi listelerini hazırlayabilir ve bana yorumlardan haber verebilirler. Uzun zamandır buralarda olmadığım için kimseyi özellikle davet etmek istemedim ancak ilgisini çeken herkesin katılımından minnettar olacağımı belirtmek isterim. Meydan okuma 2020 sonuna dek sürecek.

Herkese sağlıklı günler diliyorum.