vulnicure

13 Temmuz 2022 Çarşamba

Eve Dönüş

Çarşamba, Temmuz 13, 2022 14
Eve Dönüş

 

Bir buçuk ay kadar önce buraya hayatımı düzene sokmak için çabalayacağımı yazmıştım. O günlerde hissettiğim boğulma hissi artık yok, ama bu ruh halinden çıkmak çok da kolay olmadı. Küçük bir araya ve yeni umutlara ihtiyacım varmış.

Bu süreçte bir final dönemi, bir bayram; ikisi arasında bir de uzun zamandır görüşülmeyen arkadaşlarla arayı kapatma evresi atlattım. Önce bilgisayarım, sonra da tabletim bozuldu. Tabletimin garanti süresi yakın zamanda dolduğu için onunla beraberliğimiz konusunda endişeliyim, ekonominin şu vaziyetini düşününce yetkili servisten randevu almaya elim gitmiyor. Ancak tüm külüstürlüğüne rağmen bilgisayarımın beni bırakmaya niyeti yokmuş, kendisi pabucunun dama atılışının tribini attıktan sonra düzeldi ve sonunda Blogspot arayüzüne erişimime olanak sağladı.

Bu süreçte sinemaya hiç gitmedim, 1-2 filmi zar zor izleyebildim. Hangi kitabı elime aldıysam 10 dakika sonra yerine kaldırdım. Asla vazgeçemeyeceğimi düşündüğüm tek hobim müzik dinlemek bile bana o kadar keyif vermedi ki hoparlörümü 1 aydır şarja takmama gerek kalmadı. Bloga uğrayamayınca yazmaya da fırsatım olmadı. Ben de kendimi dizilere, özellikle de Disney+'a verdim. Disney'de izlediklerimi özel bir yazıda anlatacağım, oradakiler dışında Gilmore Girls'e sardım. Aslında uzun soluklu dizilere başlamayı pek sevmem ancak dizi yabancıların "comfort show" diye tanımladıkları insanı kucaklayan, tatlı dizilerden çıktı; ben de günlük Gilmore Girls dozumu almadan uyuyamaz oldum. Bir de Stranger Things'in iki partlık son sezonunu izledim tabii.

Dönüp bakınca bu süreçte hiçbir şey yapmamışım gibi gözükse de günlerimin hobilerime vakit ayıramayacak kadar dolu dolu geçtiğini fark ediyorum. Şimdi, sonunda evimdeyim. Hem yapacak, hem de yazacak çok şey var. Dilerim bu yolculuğa burada sizler de tanık olursunuz. :)

26 Haziran 2022 Pazar

Yaz Gündönümü

Pazar, Haziran 26, 2022 14
Yaz Gündönümü

Geçenlerde anneannemin vefatının yıl dönümüydü. Ne garip, 14 koca sene geçmiş aradan. Kardeşim, hiç göremediği torunu, lise sınavına girecek yaşa geldi bile.

O zamanlar 8 yaşında olmama rağmen onu kaybettiğimiz günü hatırlıyorum. Haberi aldığımız günün gecesinde ben babaannemlerin evinde kalıyordum. Annemler bizimle değildi, bu durumu hiç garipsememiştim. O akşam bir milli maç vardı. Kazanmış mıydık, emin değilim. İnsanların coşku dolu olduğunu ve evde adeta stadyumdaymışçasına tüm caddenin tek yürek tepkilerini duyabildiğimi hatırlıyorum. Eurovision, maçlar, şu bu derken Türkiye'nin birbirine daha kenetli olduğu bir ortam vardı herhalde. O gece sokaktaki insanları izledikten sonra uyudum. Sabah uyandığımda babaannemler annemlerin köyüne gitmemiz gerektiğini söyledi, yolda da anneannemi kaybettiğimizi. Anneannem hastaydı, ama ben 8 yaşındaydım. Bahsedilen hastalığın gripten, soğuk algınlığından hiçbir farkı yoktu benim için. Belki de bu yüzden neden öldüğünü anlayamamıştım. Cenaze gününde herkesi, insanlarla konuşmalarımdaki gereksiz detaylara kadar her şeyi hatırlıyorum; ama bir türlü annemi hatırlayamıyorum. Sanki o gün annem orada yokmuşçasına uzak hatırası. Belki o anlar zamanla zihnimden silindi, ya da belki annem ben etkilenmeyeyim diye benden uzak durdu. Bilemiyorum, asla da bilemeyeceğim. 

 Eskiden haziran ortalarına gelince yaklaştığımız tarih bir şekilde zihnimde yer edinirdi. O gün geldiğinde anneannemi düşünürdüm, inancımın olduğu zamanlarda dua edip Yasin okurdum. Mezarını ziyaret etme fırsatım olduğunda mermere oturup hayatlarımızda olan biteni ona sessizce anlatırdım. Kendi kendime onun beni yukarıdan izlediğini hayal ederdim, rüyama gelmesini dilerdim. Bu sene ise sınava gitmek üzere kahvaltı ederken birdenbire o günün bugün olduğu aklıma geldi. Tüm ailemi sarsan o günün gittikçe sıradan bir güne dönüştüğünü fark etmek çok garip hissettirdi. Anneannem benim hayatımın sadece 8 senesini görebildi ama eskiden o 8 sene benim hayatımda çok uzun bir zaman dilimiydi. Şimdi ben büyüdükçe o 8 senenin hayatımdaki yeri azalıyor, anıları silikleşiyor. Zamanın her şeyin ilacı olduğu ve ölenle ölünmediği çok doğru ama o kısıtlı zamanlarımızın gün geçtikçe silinmesi, o çok sevdiğim insanın kahvaltıda rastgele aklıma düşen birine dönüşmesi canımı sıkıyor.

Bu yazıyı bana onu hatırlatan bir şarkıyla kapatmak isterdim ama öyle bir şarkı yok. Sahi, anneannem nasıl biriydi? Neleri severdi? Kimleri dinlemekten hoşlanırdı? Neler yapmak isterdi? Neler hayal ederdi? Şu an burada olsa nasıl bir ilişkimiz olurdu? Hastaneye gitmekten kullanma fırsatı bulamadığı o yeni yatak odası takımını sever miydi? Bu soruların hiçbirinin cevabını bilmiyorum çünkü onu anneanne kimliğinden öte şekilde tanıma fırsatım hiç olmadı. Bir kez olsun büyük aklımla onun köydeki güzel balkonunda çay içerken onunla sohbet edemedim. Ama onu ve hiç yaşanmamış bir ihtimaller silsilesini özlüyorum. Keşke bir gün gerçekten tekrar bir araya geleceğimize inanabilseydim.


Bana aldığın o tokayı çekmecemde, kapağında senin isminin yazdığı o kitabı ise kitaplığımda saklıyorum. Sanki senin varlığını benim hayatıma bağlayan son hatıralar bunlar.

11 Haziran 2022 Cumartesi

Queendom 2 | Final Yorumu

Cumartesi, Haziran 11, 2022 12
Queendom 2 | Final Yorumu

 Merhabalar!

Bu hafta tüm yarışmacılar final performanslarını sergiledikten sonra kraliçe seçildi ve Queendom 2 resmen sona erdi.

30 Mayıs 2022 Pazartesi

Queendom 2 | 9. Bölüm Yorumu

Pazartesi, Mayıs 30, 2022 8
Queendom 2 | 9. Bölüm Yorumu

 

Merhabalar!

Finale 1 bölüm kala Queendom 2 yorumlarıma devam ediyorum. Önceki bölümlerin yorumlarını bu linkten okuyabilirsiniz.

Geçen bölümde başlayan "FAN-tastic Queendom" bu bölüm kalan performanslarla devam etti ve 5. bölümden beri süren 3. tur böylece son bulmuş oldu.

28 Mayıs 2022 Cumartesi

Queendom 2 | 8. Bölüm Yorumu

Cumartesi, Mayıs 28, 2022 4
Queendom 2 | 8. Bölüm Yorumu

 

Merhabalar!

Queendom 2 yorumlarıma devam ediyorum. Önceki bölümlerin yorumlarını bu linkten okuyabilirsiniz.

Bu bölümde final öncesi son turun 2. kısmı "FAN-tastic Queendom" başladı. Bu performansları yarışmacılar hayranlarına hediye etti.

27 Mayıs 2022 Cuma

Queendom 2 | 7. Bölüm Yorumu

Cuma, Mayıs 27, 2022 6
Queendom 2 | 7. Bölüm Yorumu

 Merhabalar!

Queendom 2 yorumlarıma devam ediyorum. Önceki bölümlerin yorumlarını bu linkten okuyabilirsiniz. Son bölümleri biraz geç izlediğim için yorumlarda bir aksama oldu ancak en kısa zamanda eksikleri kapatacağım. 

Bu bölümde dans gruplarının performansları sonrası turun ilk kısmı tamamlandı.

26 Mayıs 2022 Perşembe

Olan Biten

Perşembe, Mayıs 26, 2022 16
Olan Biten

"Naoko nisan ortasında yirminci yaşını kutladı. Ben kasım doğumluydum, demek ki benden yedi ay büyüktü. Onun yirmi yaşına girmesini garipsiyordum. Sanki Naoko ve benim için tek mantıklı şey, on sekiz ile on dokuz yaşları arasında gidip gelmemiz gibi geliyordu. On sekizden sonra on dokuz; on dokuzdan sonra da tabii ki tekrar on sekiz olacaktım. Ama Naoko yirmi olmuştu. Sonbahar geldiğinde, ben de öyle olacaktım. Sadece ölüler sonsuza dek on yedi yaşında kalıyordu."


 Koca bir ay bitti, ben buralara bakamadım. Stokladığım yazılar ve blog komşularımın tebessüm ettiren yorumları sağ olsun blogum boş kalmadı ancak ne o satırlara dönüş yapabildim ne de onların yazılarını takip edebildim. Bunları yapamadım çünkü mutsuzluğumu buraya yansıtmak istemedim. Veya belki de bununla bile uğraşmak istemeyecek kadar mutsuzdum, bilemiyorum. Ancak bu gece düşünürken yazacaksam buranın benim yalnızca iyi günlerimin değil kötü günlerimin de bir parçası olması gerektiğini fark ettim. Zaten bir gün dönüp baktığımda bir günlüğü, hatıra defterini karıştırırmışçasına içinde bulunduğum ruh halini görmek isterim. 

Üzgünüm, bitkinim. Bitmeyen bir telaş hâli enseme yapıştı, peşimi bırakmıyor. Her şeyi yanlış yapmış olmaktan, geç kalmaktan, geride kalmaktan korkuyorum. Gün sonunda kendimi bunların olmadığına ikna ettiğim zaman bile ertesi gün tüm bu hislerim geri dönüyor. Nerede yanlış yaptım diye sorguladığımda aldığım cevaplar belki de aynı hataları tekrar yapmak isteyeceğimi gösteriyor bana ve böylece pişmanlığımı bile tamamen yaşayamıyorum. Biliyorum; ne yalnızım, ne de bunları hisseden ilk ve son kişiyim. Zaten hangi arkadaşımla otursam mevzu mutlaka "Biz ne ara 22 olduk, biz niye hala yerimizde sayıyoruz?"a geliyor. Ama yine de halı altına süpürdüğüm ve doyasıya yaşayamadığım tüm bu his ve düşüncelerle yapayalnız ve boğuluyor gibiyim. Kıyas, kaygı, pişmanlık ve mutsuzluklar umuduma baskın geliyor. Ama böyle de bir yere varamıyorum. Sonsuza dek böyle kalıp hiç bitmeyen bir iç hesaplaşma evresine giremem. Konfor alanımdan çıkmam ve hayatın doğrusal bir şekilde ilerlemediğini; hayatta ilerlemenin belirlenmiş tek bir yolunun olmadığını anlamam lazım. Bunları anlamak kolay, en çok da içselleştirmem lazım. Bunun için uğraşmam lazım. Her ne olursa olsun yastığa başımı koyduğumda denemiş ve çabalamış olmanın huzurunu hissetmem lazım. 

---

Güzel şeyler olmadı değil. 21 Mayıs'ta çok istediğim Mitski konserine gittim. Koltuğum o kadar uzaktaydı ki kendisinin yüz hatlarını anca ön sıralardakilerin çektiği fotoğraflardan görebildim. Buna rağmen gerek seyircinin sıcaklığıyla gerekse Mitski'nin müthiş enerjisi -ve tatlı Türkçesiyle- büyülenerek eve döndüm. Bir de uzun süredir konuşamadığım bir-iki arkadaşımla aramı düzelttim. İlkay geçen ay bu yazısında her daim bir telefon uzaklıkta olan dostluklardan bahsetmişti, tam da onun orada anlattığı hislerle doldum. Arkadaşlık dinamikleri hep farklı olur ama eminim herkesin bu şekilde ne olursa olsun kopmadığı, tek sözle her şeyin eskisine döndüğü çok değerli dostlukları vardır. Bu arkadaşlıklar ayrı bir güzel. Birilerinin sizi dinlemesi, varlıklarını hep hissettirmesi de öyle.

---

Yılın ilk yarısı neredeyse tamamlanırken dönüp baktığımda yazdığım zamanların daha düzenli ve huzurlu olduğunu gördüm. Bu ay buraya uğramadıkça ve yazmadıkça kendimi yatağıma kapatmışım, her şeyi ertelemişim, erteledikçe kendimden şüphe etmişim, bunu bir döngüye çevirip koca bir zaman dilimini yitirmişim. Yorumlarınıza dönmemişsem lütfen kusuruma bakmayın. Belki biraz yavaş olacak ama döneceğim, bir yandan hayatımı da düzene sokmak için çabalayacağım. Tek istediğim yavaş da olsa asla ardıma bakmayacağım adımlar atmak.


Katy Perry - Witness