Bir buçuk ay kadar önce buraya hayatımı düzene sokmak için çabalayacağımı yazmıştım. O günlerde hissettiğim boğulma hissi artık yok, ama bu ruh halinden çıkmak çok da kolay olmadı. Küçük bir araya ve yeni umutlara ihtiyacım varmış.
Bu süreçte bir final dönemi, bir bayram; ikisi arasında bir de uzun zamandır görüşülmeyen arkadaşlarla arayı kapatma evresi atlattım. Önce bilgisayarım, sonra da tabletim bozuldu. Tabletimin garanti süresi yakın zamanda dolduğu için onunla beraberliğimiz konusunda endişeliyim, ekonominin şu vaziyetini düşününce yetkili servisten randevu almaya elim gitmiyor. Ancak tüm külüstürlüğüne rağmen bilgisayarımın beni bırakmaya niyeti yokmuş, kendisi pabucunun dama atılışının tribini attıktan sonra düzeldi ve sonunda Blogspot arayüzüne erişimime olanak sağladı.
Bu süreçte sinemaya hiç gitmedim, 1-2 filmi zar zor izleyebildim. Hangi kitabı elime aldıysam 10 dakika sonra yerine kaldırdım. Asla vazgeçemeyeceğimi düşündüğüm tek hobim müzik dinlemek bile bana o kadar keyif vermedi ki hoparlörümü 1 aydır şarja takmama gerek kalmadı. Bloga uğrayamayınca yazmaya da fırsatım olmadı. Ben de kendimi dizilere, özellikle de Disney+'a verdim. Disney'de izlediklerimi özel bir yazıda anlatacağım, oradakiler dışında Gilmore Girls'e sardım. Aslında uzun soluklu dizilere başlamayı pek sevmem ancak dizi yabancıların "comfort show" diye tanımladıkları insanı kucaklayan, tatlı dizilerden çıktı; ben de günlük Gilmore Girls dozumu almadan uyuyamaz oldum. Bir de Stranger Things'in iki partlık son sezonunu izledim tabii.
Dönüp bakınca bu süreçte hiçbir şey yapmamışım gibi gözükse de günlerimin hobilerime vakit ayıramayacak kadar dolu dolu geçtiğini fark ediyorum. Şimdi, sonunda evimdeyim. Hem yapacak, hem de yazacak çok şey var. Dilerim bu yolculuğa burada sizler de tanık olursunuz. :)