Dün grupla tanışma hikayemi anlattım. Bugün sıra konser sürecinde.
Aslında 2 bölümlük bir yazı oluşturma niyetim yoktu. Hatta dünkü yazı kafamda bile yoktu; istediğim tek şey güzel bir konserin ardından hislerimi, düşüncelerimi bloguma taşımaktı. Bu yazının başına ufak bir girizgah ekleyeyim derken bir baktım bambaşka sularda yüzmüşüm, kendi kendine yetecek bir yazı yazmışım. O satırlara konserin içeriği için yazdıklarımla devam etsem, ciddi ve rahatsız edici bir üslup farkı olacak. Üslup farkını eşitlemeye çalışsam, yazının yapısını bozacağım. İkisini de istemeyince bu yolu tercih ettim.
Arctic Monkeys, pandemi sebebiyle 3 yıldır canlı performans sergilemiyordu. Bu süreçte de yeni şarkıları, albümleri çıkmadı. Bu ara ve sessizlik sonrası turnenin başlangıç noktasının Türkiye olması ve iki gün sahne almaları şaşırtıcı ve heyecan vericiydi. Gelgelelim kasım sonunda ön satışa çıkan biletler daha duyurulan satış saati başlamadan bitti. Bu durum pek de iyi niyetli bir "hata" değildi bence, çünkü 1-2 saat içerisinde genel satış başladı ve fiyatlar 2 katına çıktı. Sahne önü fiyatı neredeyse 800'e dayanınca bilet karaborsası da uçtu gitti. Konser öncesi Ekşi'de bazı yazılımlar kurup alabildiği kadar bilet alan ve sonra 5 bin, 10 bin gibi fiyatlardan satmaya çalışan kan emicilerin olduğunu okudum.
Ben aslında ön satışta bilet alamayanlardandım. Aynı gün genel satışın başlayacağını okuyunca arkadaşımla bir kez daha şansımızı denemeye karar verdik, o bilgisayarından ben telefonumdan Passo'yu yeniledik durduk. Genel satışın da tükendiği yazısını görünce konsere dair tüm umutlarım sönüp gitmişken bir mucize oldu ve arkadaşım 2 sahne önü bileti sepetine koyduğunu ve almak için 10-15 dakika gibi bir karar süremizin olduğunu söyledi. -Buradan da ileride başka popüler isimlerin konserlerine gitmek isteyeceklere ufak bir öneri olsun, biletler tükenmiş görünse de sepetinde tutup satın almayan kişilerin süreleri dolunca anlık açılan boşluğu kapabilirseniz bilet alabiliyorsunuz.- Biletler sepetteydi, iyi güzel, ama paranın değerinin eriyip gittiği bir dönemde şu an farklı düşünülse bile bizi aşacak düzeyde yüksek bir fiyattalardı. Geliri olmayan ve ekonomik krizin etkilerini hayatının her alanında hisseden, tatil için 3-5 bir şey kenara koymaya çalışan öğrenciler olarak zor bir karar vermemiz gerekti kısacası. Ama pişman olmadık. Hoş, o dönem uzun bir süre dışarıda AVM'lerde bulduğum Pidem çayını içmek dışında bir harcama yapamamıştım ama, olsun, buna değdi. O çay da çok güzeldi zaten.
Şimdi konser gününe gelelim.

